SİTEMİZDEN FAYDALANMAK İÇİN LÜTFEN ÜYE OLUN

'Sözde Özür Zırvası'; 'Taşnak Ve Hınçak Ruhu' Ya Da'Ermeni Lobisinin Türkiye Temsilciliği Mi?..

 :: GENEL :: HABERLER

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

'Sözde Özür Zırvası'; 'Taşnak Ve Hınçak Ruhu' Ya Da'Ermeni Lobisinin Türkiye Temsilciliği Mi?..

Mesaj tarafından ali Bir C.tesi Mart 21, 2009 2:49 am

sevgili dostlarım, neler oluyor dersiniz bugünlerde?.. Kimin, hangi yarası depreşti yine?.. "Kim, kimden, kim adına, niçin, ne hakla, hangi yetkiyle ve neyin özrünü dilemekte?.. "Güya Türkler, Ermenileri katletmişmiş." Kim demiş? Aydınlar mı?.. Kimin ve neyin aydını bu figüran kılıklılar?.. Bu necip milletin geçmişinden bihaber ve de burnunun ucunu göremeyecek kadar gözü dönmüş güruh mu aydınmış?.. Kendi köklerini dahi ifâde etme noktasında bulanık duruşlu işgüzarlara, kim dağıtmış aydın pâyesini?.. Sahi, aydın kim?.. Nasıl durur, nasıl bakar, nasıl kokar, neyi nasıl anlar, nasıl anlatır, hangi yola nasıl çıkar aydın denen zat?.. Nasıl kazanılıyormuş bu unvan?.. Bilen var mı bu pâyenin insanî, tarihî, siyasî, ahlâkî, akademik ve hukukî kriterlerini? Erdeme ulaşmak mıdır aydın olmak? On, yirmi, otuz, kırk ya da yüzlerce kitap yazacak bir atmosferle bütünleşmek mi?.. Çığır açıcı atılımların fikir babası veya proje mîmarı olmak mı; yoksa bütün yükünü sırtında taşıyan toplumun hayat damarlarına kıvrım kıvrım sancılar salmak mıdır aydın olmak?..
Değerli okurlarım; aklından, vicdânından, îmânından ve irfânından zoru olmayan bir tek aydın düşünebilir misiniz ki, en katmerli karanlıkları dahi aydınlatan tarihin ışıklı yüzünden zerre ziyâ almamış olmanın ibretlik örneği olsun… Cep doldurma yarışında zula kalesinin burcuna, sözleşmeli ve sâdık personel olarak oturtulmuş karton kılıklıklı sözde aydın müsveddeleri; bu ne kin, nasıl bir öfke ki, sizi, aklınızın ermediği, ufkunuza sığmayacak çaptaki ve de üstünüze lâzım olmayan konularda, sıfırı tüketmişliğin çukuruna bulanmış bataklık mikrobu misâli arz-ı endâm ettirmektedir?.. Tarihimi yargılamak, şanlı ecdâdımı mahkûm etme zırvalığına yönelik deli saçması inciler dizmek ne haddinize?.. Siz hangi tarih kürsüsü profesörüsünüz?.. İlmî ve akademik tarih kariyerinizi hangi Türk ve İslâm düşmanı diyarda yaptınız? Sen, canım Anadolu'yu, ona revâ görülen sayısız işgâli, gaspı, yağmayı, dile dahi alınamayacak derecedeki alçaklıkları, hunharlıkları biliyor musun? Haydi diyelim ki engelliydin, okuyup öğrenemedin. Peki, senin anan, baban, deden, ninen, teyzen, amcan, dayın, halan, ya da içi yanmış, ocağı sönmüş yakınların, komşuların da mı yoktu? Hiç dinlemedin mi Ermeni mezâlimini?.. Sen, Doğu Anadolu'yu bilir misin?.. Erzurum'u Van'ı duydun mu, gördün mü? Toplu katliam şehitliklerini gezdin mi hiç?.. Sen, Ermeni komitacıları tarafından katledilen binlerce Müslüman-Türk'e ait Zeve Şehitliği'nde tek gram gözyaşı döktün mü?.. Çizmeyi çoktan aşmış bilmem neler; özür mözür dilemek hakkınız ve haddiniz değil ama bilin ki, tarih ve millet önünde hesap vermek er geç sorumluluğunuz olacaktır!..
Ey Büyük Türk Milleti! Kurmuş olduğun muazzam ve muhteşem medeniyetinle insanlığa sunduğun hak ve adâlet temelli onca tarihî değer ve nimet, dünyayı kan gölüne çeviren bugünkü emperyalist güçlerin ortaya koyduğu kara ve kanlı tablo ile birlikte değerlendirildiğinde; büyüklüğün ve tartışılmaz emsâlsizliğin, akıl, vicdân, îmân ve irfan fukaraları dışında herkes tarafından daha iyi anlaşılmaktadır. İnsanlığın seyir defteri olarak da adlandırılan tarih, kaydettiği gerçek bilgi ve belgelerle ortaya koymuştur ki, dünya senin gibi bir yiğide çok şey borçludur!.. Kılıcının parıltısı üç kıta, yedi iklime ulaştığı, okyanusların bir Türk gölü hâline geldiği ve cihânın önderi, şâhı, pâdişahı olduğun günlerde, eğer sen istemeseydin canlı adına bir tek yaratık kalmazdı şu dünyada… Hak ve adâlet temelli erdeme yürüyüşün doruğunda sen ne kadar yüksek seciyeli isen, bu süreçte kontrol ettiğin tarihî hakîkatleri algılayıp anlamlandırmaktan âciz güruh o oranda alçakmış. Çağları aşıp gelen kuvvet ve kudretinle insanlık tarihine yaptığın katkıyla sen ne kadar şerefli isen; inandığın ve yaşadığın kutlu dâvâna düşman kovboy ruhlu soygun çetelerine selâm duran kılıksız tayfa o derece şerefsizmiş.
Yüreği bu yüce millete hizmet aşkıyla dolu herkes bilmektedir ki, şanlı tarihimiz boyunca biz ne insanlık düşmanı olduk, ne de evrensel değerlere sırtımızı döndük. Bizim tarihî dünümüz ayrı, günümüz ayrı değildir. Geleceğimizin de dünümüzden ve günümüzden kopuk olmasına imkân yoktur. Tarih, köklerinden kopmuş hiçkimseye gelecek vaat etmez. Canlı ve cansız tüm kâinat şahittir ki, daha dün, birleşik bir dünyanın topyekûn üstümüze çullandığı en kanlı atmosferde dahi, Müslüman-Türk Milleti destanlaşan hürriyet ve istiklâl mücâdelesini şanıyla, şerefiyle verdi. İşgâl kuvvetlerinin ve yerli isyancı güruhun Anadolu'da sergilediği vahşet ve dehşet sahneleri tarihin utanç sayfalarından asla silinmeyecektir. O günkü Ermeni komiteciliğinin, bir başka ifâdeyle Taşnak ve Hınçak alçaklığının boyutlarının, şehitliklerimize ve insanlık tarihine sığmayacak kadar büyük, dehşet verici ve bir o kadar da şerefsiz olduğu her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır. Sadece 250 binden fazlası Çanakkale'de olmak üzere, milyonlarca şehidimizin, daha dün, Hınçak ve Taşnak ruhlu Ermeniler tarafından, dünyanın gözü önünde katledilen 40 kadar diplomatımızın acı hâtırası ve dindirilmez sızısı hâlâ yüreğimizi yakarken, büyük bir cehâlet örneği "sözde özür' saçmalığı, Türk düşmanı Ermeni Lobisinin gaflet, dalâlet, hatta hıyânet boylu Türkiye temsilciliği gibi mi görünmektedir sizce?.. Ben mi? Lisans seviyesinde tarih bölümü eğitimi görmüş bir eğitimci ve yazar olarak; tarihî ve meslekî sorumluluğumun, millî ve insanî duyarlılığımın gereğini yerine getirdim. Birilerinin değimiyle de "ifâde özgürlüğümü" kullandım. İşin idarî, siyasî, güvenlik ve hukukî boyutu elbet de benim işim değil…
Aklına hâkim düşünürler, yazarlar, şâirler; milletiyle bütünleşmiş sanatçılar; uykuları terk eden toplum önderleri; okur-yazar tarihçiler; iktidar sahipleri; değerli öğretmenler ve sevgili okurlarım; "sözde özür" saçmalığı misâli çok tehlikeli boyutlanmalar, şanlı geçmişimize, şehitlerimize ve genç kuşaklara karşı görevimizi daha da önemli kılmaktadır. Kısacası; gün, uyanık olma ve sorumluluk üstlenme günüdür. Bu iş, bugün daha iyi biline!..

ali

Mesaj Sayısı : 521
Kayıt tarihi : 23/02/09

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 :: GENEL :: HABERLER

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz