SİTEMİZDEN FAYDALANMAK İÇİN LÜTFEN ÜYE OLUN

Eğitimde Uzun Soluklu Gayretimiz" ve "Millî Eğitim Bakanı İmzalı Genelge"

 :: GENEL :: HABERLER

Aşağa gitmek

Eğitimde Uzun Soluklu Gayretimiz" ve "Millî Eğitim Bakanı İmzalı Genelge"

Mesaj tarafından ali Bir C.tesi Mart 21, 2009 2:51 am

Eğitim câmiamız başta olmak üzere tüm okurlarım bilmektedir ki, son üç yıldan beri bu köşede, değişimin eğitime taşıdığı yeni değerlerin öğretim programlarına yansımalarına, değişen programların mantığının iyi anlaşılmasına ve eğitim kurumlarındaki uygulamalarına ait temel hususları ele aldım. Bu bağlamda; değişen öğretmen ve öğrenci rolleri, alternatif ölçme ve değerlendirme uygulamaları ile yeni sınav yaklaşımları gibi çok önemli konulara özellikle her fırsatta dikkat çekmeye çalıştım. Eğitim kurumlarında geçerli uygulamaları sağlayacak sağlıklı bir kurum kültürü oluşturulmasının kaçınılmaz olduğunu ısrarla vurgulamayı hedefledim. Doğrusu bu süreçte, eğitim-öğretim, yönetim, denetim, veli, fizikî mekânlar, eğitim teknolojileri, eğitim paydaşları ve öğrenme-öğretme ile ilgili diğer konulardaki olmazsa olmazlarımızla ilgili araştırma ve incelemelerimi, ilgililerle paylaşmanın gayreti içinde oldum. Eskiye ve alışılmışa ait eksik, tutarsız, yanlış ve çağı geçmiş uygulamaların yüce Türk Milleti'ne hizmet olmayacağına, tepki alma pahasına da olsa bilinçli ve samîmi bir şekilde vurgu yapmaktan geri durmadım.
Değişen öğretim programlarının uygulamaya konuluşunun üzerinden hayli zaman geçmiş olmasına ve çok yönlü bilgilendirme etkinlikleri düzenlenmesine rağmen, eğitim ortamlarında sağlıklı uygulamalara yönelik geçerli ve etkili bir kurum kültürünün yeterli seviyede oluşturulduğunu söylemek keşke mümkün olabilseydi. Geleneksel okul yaklaşımlarının, yönetim anlayışlarına ve eğitim ortamlarına taşıdığı davranış biçimlerinin ve de yeniye karşı gözlenen direnç serüveninin bitirilmesi biraz daha zaman alacağa benziyor. İşte bunun içindir ki başta sevgili öğretmenlerimiz olmak üzere, eğitimle ilgili ve yetkili herkesin, yeni yaklaşımların ışığında hazırlanan öğretim programlarının uygulanmasına yönelik rollerini tekrar tekrar bilinçli olarak algılaması, sorgulaması ve sorumluluklarını daha fazla geç kalmadan gerçek anlamda yerine getirmesi gerekmektedir. Ömrünü tamamlamış, içi boşalmış, çoktan tedâvülden kalkmış eğitim anlayış ve uygulamalarıyla, bırakınız bilgi toplumu hedefine ulaşmayı, başı dönmüş, gözü kararmış, haktan uzak ve hukuk tanımaz bir dünyada millet olarak ayakta kalmanın dahi mümkün olamayacağını akıldan çıkarmamak gerekir.
Sevgili dostlarım; bu satırların yazarı ve 37 yıllık eğitimci olan Necati Cerrah'ın; öğretmenlerin, yöneticilerin, velilerin ve diğer ilgililerin, sevgili yavrularımıza ve gençlerimize bilerek ve isteyerek zarar vereceklerini, onlara kötülük yapacaklarını düşünmesi, söylemesi ya da îma etmesi asla düşünülemez. Benim derdim, gelenekselin tortulu izi, alışılmışın kalın gölgesi ve yanlışa boyanmışlığın anlamsız ısrarı iledir. Derdim bu ya, dâvam da bununladır. İşte bunun içindir ki, çağı geçmiş anlayış ve uygulamalarla yavrularımızın gününün ve geleceğinin karartılmasının mümkün, hatta kaçınılmaz olduğunu her fırsatta söylememe, hatta haykırmama hiçbir güç engel olamaz!.. Bu noktada bir kez daha ifâde etmek isterim ki; okullarımız yarış alanı, öğrencilerimiz de yarış atı değillerdir. Yavrularımızın ömürlerinin en güzel, en anlamlı ve en önemli dönemini onlara zehir etmek hiçbirimizin hakkı değildir. Eğitim kurumlarını, çocuklarımızın içlerinde gelişip boy attığı, özel yetenekleri ve bireysel farklılıkları temelinde ilgi, istek, ihtiyaç ve beklentileriyle uyumlu beceriler kazandığı, çağın gerçekleri ve milletimizin yüksek idealleriyle örtüşen nitelikte değerler kazandığı, birlik ve beraberlik içinde güne ve geleceğe güvenle hazırlandığı huzur ortamları hâline getirmek hepimizin görevidir. Şu gerçeğin altını önemle bir kez daha çizmek isterim ki; çocuklarımızın, seri üretilmiş robotlar olarak algılanması, eğitimde cinâyettir. Her çocuk, ayrı bir değerdir. Hiçbiri diğerinin aynısı değildir. Bir çocuk diğeriyle asla yarıştırılamaz. Her çocuk, taşıyabileceği yükün muhatabı olmalıdır. Her çocuğa gösterilecek en ileri öğrenme hedefi, kendi yeteneğinin ulaşabileceği en üst sınır olmalıdır.
"Seviye Belirleme Sınavları ile öğrencilerin derslerde elde ettiği kazanımların düzeyinin ölçülmesi amaçlanmakta olup bir yarışma sınavı niteliği taşımamaktadır. Bu sebeple sınav sonuçlarının, öğrenciler ve okullar arasında karşılaştırma yapmak suretiyle bir kısmını yücelten bir kısmını da mahcup ederek yerinmelerine yol açacak biçimde kullanılmamasına özen gösterilecektir. Bu verilerin, öğrencilerimizin ve okullarımızın başarılarının artırılması ve gelişimlerinin sürdürülmesi yönünde değerlendirilmesi esastır."
Değerli eğitimcilerin, her kademedeki yöneticilerin, öğrenci velilerinin ve eğitimle ilgili herkesin dikkatine sunmak isterim ki; yukarıdaki satırlar, 12/11/2008 tarih, 2008/77 sayılı ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik imzalı genelgeden alınmıştır. Bizim bu bağlamdaki hassasiyetimiz ve eğitimde uzun soluklu gayretimiz, bakan imzalı genelgenin bütünü ile birlikte değerlendirildiğinde, bu köşede yazdıklarımızın anlamı ve önemi daha iyi anlaşılacaktır. Genelgenin tamamı incelendiğinde, Millî Eğitim Bakanı imzalı genelgede vurgulanmak istenenlerle, okuyucularımızla bu sütunlarda paylaştıklarımızın birebir örtüştüğü açıkça görülecektir. Yazı konusu kapsamında son söz olarak "çocuklarımızın sağlıklı eğitim görmeleri adına, hiçkimse üzerine düşen görevi hakkıyla yapmakta daha fazla geç kalmasın" derim.

ali

Mesaj Sayısı : 521
Kayıt tarihi : 23/02/09

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 :: GENEL :: HABERLER

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz